Korkuyu yenme
Bazı insanlarda korku duygusu daha fazla gelişmiştir Sık duyulan endişeler gittikçe, baska baska endişeleri uyandirir İnsan en düşük bir sorundan bile endişe duymaya başlar İleri düzeyde korku ve endişe, sinir sistemi için son derece uyarici ve tahrip edicidir Her başarılı konuşmacı toplum önüne çıktıgında mutlaka heyecanlanmıştır Her insan korku ve endişeyi yenebilir Ancak bunun için tüm inançlarını yeniden gözden geçirmeli ve bir dizi egzersiz yapmalıdır Bu gün korkunun nedenleri tek tek açıklayacagim Korku anında insan kalbinde bir endişe hisseder İnsan bir an önce bu durumdan kurtulmak için, o ortamdan uzaklaşmak, yapmak istediğini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalır Ayrıca endişe veya korku toplum onune cikan insanin inandırıcılığını kaybetmesine yol açar Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan başkalarıli olamaz, başı, elleri, dizleri titrer, adeta beyni dış dünyadan irtibatini kesmis gibi olur Temel korku nedenleri arasında yaşanan stres ve hastalıkların yaninda baskı dolu çocukluğu, sosyal olmayan bir iş ortamında çalışma, başarısızlığa inanmayı, hafızanın zayıf kalmasını, söylenecek bir söz bulunamamasının duygusunu meydana getirir Korkunun nedenleri arasinda, çocukluk ve gençlik döneminde aşırı aile baskisi ve korkusu, baskı, şiddet, dayak gibi olaylar yaşanabilir Normalin üzerine çıkarak belli bir süreklilikte devam ettiğinde bu durum kişinin psikolojisinde çok köklü bir içe dönüklük ve cesaretsizlik meydana getirir Baskı ve şiddet ortamında çocuk kendine güvenini kaybeder Kişiliği bir yandan karsi koyma ve tepkici, diğer yandan da başkalarına bağımlıgı fazla gelişir Sürekli aşağılanan çocuğun alt şuurunda başarısızlık imajı yatar Bu başarısızlık duygusu normal şartlar altında özel bir gayret göstermeksizin yok etmek mümkün değildir Bir şekilde yerleşmiş olan aşırı heyecanlarınız varsa köklü değişikliklerle bunları yok etmelisiniz Hafızanın kontrol edilememesi kişinin özgüvenini yitirmesinin ve konuşmaktan çekinmesinin en önemli nedenlerindendir Çünkü konuşmacı huzura çıktığında hafızasının kendisine yardımcı olmayacağını ve ne söyleyeceğini unutabileceğini düşündüğünden konuşmaya cesaret edemez Esasen hafızası çok zayıf olan insanlar belirgin bir hastalığın işaretini verirler Çoğunlukla hafıza eksikliği bir hastalığın belirtisi değil zihinsel tembelliğin belirtisidir Zihinsel tembellik konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanır Konsantrasyon eksikliği ise girginlikten veya stresten kaynaklanır Dolaysıyla kişi gevşedikçe konsantrasyon yeteneği artar; bu artış hafızanın doğal çalışma ritminin sağlam işlemesine yol açar Konuşacağı konu üzerinde yeterince zihinsel ve duygusal olarak yoğunlaşmış bir kişi mutlaka o konu üzerinde söz söyleyebilir Ancak biz yine de ayrıntılı olmamakla birlikte hafızamızın güçlenmesini ve bize yeterince yardım etmesini sağlayan bazı teknikler üzerinde duracağız Mükemmel bir hafızaya sahip olmak isteyenler bilmelidirler ki ısrarlı bir çalışma ile kısa sürede arzuladıkları hafızayı geliştirebileceklerini görebilirler Sürekli stres ve hastalıklar kalıcı bir olumsuz psikolojik etkisi yoktur Hısa süreli ve geçici olduklarında bunlar insanın yaşama sevincini ve heyecanını artırabilir Stres ve stres üreten hastalıklar hafif de olsa uzun süreli yaşanırsa, kan dolaşım sistemine devamlı kortizol hormonu salgılar Bu salgılama vücudu kısa sürede perişan bir duruma çevirir Bu perişaniyet aralıksız devam etmesi halinde insan ölüme kadar gidebilir Bünye bu durum karşısında otomatik bir tedbir alır Beyin ile vücut arasındaki emir-komuta zinciri zayıflatılır Çünkü kişi öyle bir düşünce alışkanlığına sahiptir ki bu düşünce gerginlik üretmekte ve vücudu tahrip etmektedir Bu durumda vücudu ölüme gitmekten kurtarmak için beyin bir anlamda vücudu uyuşturur, vücut gevşer ve rahatlar Ama bu rahatlama aynı zamanda düşünce akışını da iyice tahrip eder Bu süreçte düşünce akışı bloke olur, hatırlama iyice zayıflar, unutkanlık kendini gösterir, kişi